Küresel nüfusun hızla yaşlandığı bu dönemde, İstanbul dünya çapında önemli bir iş birliğine sahne oldu. İbn-i Sina Enstitüsü (ISI) ve Dünya Yaşlanma Konseyi’nin (WAC) 25. yıl dönümü kutlamaları kapsamında düzenlenen uluslararası zirvede, dünyanın önde gelen demografik değişimlerinden biri olan yaşlanan nüfus yapısı ele alındı. Toplantıda, 21 Haziran'ın 'Dünya Sağlıklı Yaşlanma Günü ve Haftası' olarak tescillenmesi amacıyla kritik bir protokol imzalandı.
Törene, sağlıklı yaşlanma ve uzun yaşam konularında uluslararası düzeyde tanınmış isimler katıldı. İmzacılar arasında Alman Medikal Wellness Cemiyeti (DMWV) Başkanı Mr. Lutz Lungwitz, Dünya Longevity Forumu Temsilcisi Swen Hukenback, Dünya Karadenizliler Konfederasyonu (KARKON) Başkanı Sıtkı Aydın ve İbn-i Sina Enstitüsü ile Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Gerontolog Dr. Kemal Aydın yer aldı. Bu stratejik iş birliği, Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü nezdinde yürütülecek lobi faaliyetlerinin de başlangıcı oldu.
BM Hedefleriyle Uyumlu Yeni Vizyon
İmzalanan protokol, sadece bir takvim günü belirlemenin ötesinde, Birleşmiş Milletler’in 'Sağlıklı Yaşlanma On Yılı (2021–2030)' hedefleriyle tam bir uyum sergiliyor. Protokolün temel odak noktaları arasında koruyucu sağlık yaklaşımlarının ve uzun yaşam teknolojilerinin teşviki, sağlık turizmi ve 'silver ekonomi' gibi alanlarda küresel iş birliklerinin geliştirilmesi bulunuyor. Ayrıca, yaşlı bireylerin sosyal ve ekonomik hayata aktif katılımını destekleyen politikalar, yaşlı dostu şehirlerin oluşturulması ve yaş ayrımcılığıyla mücadele ederek kuşaklar arası dayanışmanın güçlendirilmesi hedefleniyor.
Gerontolog Dr. Kemal Aydın, imza törenindeki konuşmasında, bu girişimin sadece yaşlıları değil, tüm insanlığı ilgilendiren ortak bir geleceğe yönelik hayati bir adım olduğunu vurguladı. Dr. Aydın, 'Sağlıklı yaşlanma; sürdürülebilir kalkınmanın, sosyal adaletin ve insan onurunun temel taşıdır' ifadelerini kullandı. İstanbul Protokolü, uluslararası kongreler, uzun ömür forumları, yaşlı hakları araştırmaları ve yaşlı dostu şehir projeleri gibi somut eylem planlarını da beraberinde getiriyor. Bu küresel hareket, sağlıklı yaşlanmayı bir insan hakkı olarak tescillemeyi ve yaşlanan nüfusu bir 'yük' yerine toplumsal bir 'zenginlik' olarak görmeyi amaçlıyor.




