Yetişkin hasta bezi ve mesane pedi markası Canped’in son dönemdeki reklam içerikleri, özellikle yaşlı ve emekli kesim tarafından yoğun eleştirilerle karşılandı. Reklam filmlerinde kullanılan dil ve kurgulanan sahnelerin, bu demografik grubu sadece hastalık, yetersizlik ve bağımlılık üzerinden tanımlaması, izleyicilerde derin bir rahatsızlık yarattı. Topluma uzun yıllar hizmet etmiş bireylerin, yalnızca idrar kaçırma sorunu yaşayan, çaresiz ve hayattan kopmuş figürler olarak sunulması, geniş çaplı bir kırgınlık ve tepki dalgasına yol açtı.

Medikal Sektörde İletişim Etiği Tartışmaları

Medikal ve yetişkin sağlığı sektöründeki markaların iletişim stratejileri, bu olayla birlikte toplumsal hassasiyetler açısından yeniden mercek altına alındı. Canped’in “Hayatı kaçırmayın diye, Canped sonuna kadar sizinle!” ve “Risk almayın, Canped alın!” gibi sloganlarla öne çıkan reklamları, tüm yaşlı ve emekli bireyleri sürekli yardıma muhtaç, hastalıklı veya sosyal hayattan izole olmuş kişiler gibi konumlandırmakla suçlanıyor. Bu anlatım tarzının, emeklilerin ve yaşlıların aktif, dinamik ve üretken doğasını gölgede bıraktığı ve onlara yönelik genelleme yaparak 'yaş ayrımcılığı' yaptığı belirtiliyor.

Reklamların yarattığı rahatsızlığın temelinde sekiz ana neden yatıyor: yaşlılığı yalnızca tıbbi sorunlarla ilişkilendiren kalıp yargılar, ürünün faydasını dramatize eden empati eksikliği, onur kırıcı problem odaklı iletişim dili, emekliliği sadece hastalıkla özdeşleştirme, toplumsal rollerin zedelenmesi, damgalama riski, genelleme ve yaş ayrımcılığı ile hassasiyet eksikliği. Uzmanlar ve tüketiciler, medikal ürün pazarlamasında 'onur kırıcı' veya 'acındırma' odaklı dilin terk edilmesi ve yaşlıların hayatın içinde aktif, hobileri olan bireyler olarak gösterilmesi gerektiğini vurguluyor. Bu durum, reklamcılık sektöründe acil bir dönüşüm ihtiyacına işaret ediyor.