Türk sanayisi, artan finansman maliyetleri ve nakit akışı sorunlarıyla boğuşurken, şirketlerin konkordato başvuruları yüksek seviyelerde seyrediyor. Özellikle mahkemelerin ret ve iflas kararlarında yaşanan belirgin artış, sektördeki eleme sürecinin hızlandığını gözler önüne seriyor. Bu durum, Borsa İstanbul'da işlem gören büyük şirketleri bile etkisi altına almış durumda.
Mahkemelerden Daha Seçici Yaklaşım
Yılın ilk yedi ayında, mahkemelerin konkordato başvurularına yönelik tutumunda önemli bir değişiklik yaşandı. Geçici mühlet kararları yüzde 28 oranında azalırken, başvuruların geri çevrildiği "konkordatonun reddi" kararları yüzde 61'lik artışla 1.146'ya ulaştı. Uzmanlar, bu keskin artışın iki temel nedeni olduğunu belirtiyor: Birincisi, mahkemeler ve bağımsız denetim mekanizmaları, konkordatoyu zaman kazanma veya borç erteleme aracı olarak kötüye kullanmak isteyen şirketlere karşı daha sıkı bir tavır sergiliyor. İkincisi ise, mali yapısı sürdürülebilir olmaktan çıkan ve kurtarılması imkansız görülen şirketlerin hızla sistemden elenmesi hedefleniyor.
2026 Ocak-Temmuz döneminde mahkeme kararlarındaki en kritik değişimlerden biri de iflas ve tasdik kararlarında görüldü. Mali yapısını düzeltemeyen şirketler için iflas kararları yüzde 36 artarak 171'e yükselirken, borç yapılandırmasını başarıyla tamamlayarak düzlüğe çıkan şirket sayısı (tasdik) ise yüzde 112'lik rekor bir artışla 127'ye fırladı. Bu tablo, mali potansiyeli olan şirketlerin borç yapılandırmasını başarıyla tamamlayabildiğini, ancak nakit akışını toparlayamayanların kaçınılmaz olarak iflasla yüzleştiğini gösteriyor. Geçmiş dönemlerden devreden ve koruma süreleri sona eren yoğun dosya yükünün mahkemelerce nihai karara bağlanması, bu çifte artışın temel nedenlerinden biri olarak öne çıkıyor.
İnşaat ve Tekstil Sektörleri Zirvede
Konkordato başvurularının sektörel dağılımında, finansman yükünün en ağır olduğu sektörler başı çekmeye devam ediyor. İnşaat sektörü, 124 geçici mühlet kararı ile yeniden zirveye yerleşti. İnşaatı 107 dosya ile tekstil takip ederken, giyim, ayakkabı, halı, iplik imalatı ve deri işleme dahil edildiğinde tekstil ve hazır giyim kümelenmesindeki toplam konkordato sayısı 159'a ulaşıyor. Yüksek işçilik ve ham madde maliyetleri ile ihracat pazarlarındaki daralma, tekstil üreticilerini zorlamayı sürdürüyor. Sektörel sıralamada inşaat ve tekstili, 73 dosya ile metal ürün imalatı, 63 dosya ile tarım ve 52 dosya ile nakliye/lojistik izliyor.
Kriz Büyük Şirketlere Sıçradı
Yılın ilk yedi ayındaki konkordato dalgası, krizin sadece KOBİ'lerle sınırlı kalmadığını, Borsa İstanbul'da işlem gören halka açık dev şirketlere de yayıldığını ortaya koydu. Türk İlaç ve Serum Sanayi'nin Haziran ayında, ambalaj sektörünün önemli oyuncularından Barem Ambalaj'ın ise Temmuz ayında konkordato ilan etmesi, sermaye piyasalarında zincirleme risk ve nakit sıkışıklığı endişelerini artırdı. Ayrıca, küresel markalara üretim yapan FORE Uluslararası Pazarlama, Elit Çanta ve Novo Alüminyum gibi tedarik zincirinin ana omurgasını oluşturan orta ve büyük ölçekli sanayicilerin de konkordato zırhına sığınması, dalganın tüm üretim üslerini etkilediğini gösteriyor.




